sondan bir önceki karne haftasına girmiş bulunmaktayız. bu karne, sözlü, hocaya bela okuma olayları artık o kadar sıkıcı gelmeye başladı ki çığlık atarak ortamlardan uzaklaşmak istiyorum. hani böyle bir şeyi yaparsın yaparsın da sonuna kadar gelip bırakırsın temelle dursun misali, hah işte aynen öyle hissediyorum. okulu bırakmayı bile düşünmedim desem yalan olur. zaten sınava da 2 ay kaldı. stresten panikten altıma sıçıcam cidden ama dışardan bakanlar " ne rahatsın lan sınava 2 ay kaldı" diyorlar. evet, altıma sıçmadan önce onların suratlarına sıçmak istiyorum. bu kadar sıçmık muhabbeti yeter.
lise hayatım boyunca bir kerecik bile takdir alamamış olmak beni çok üzüyor ama olsun, ben kendimi çok takdir ediyorum. mimar olunca adımı çok duyarsınız demedi demeyin. çok zengin olayım, zengin koca bulayım falan.
ama mimar sinan'ın izinden gidip mimar dilan olucam.
24 Ocak 2011 Pazartesi
Gönderen
melaine
zaman:
14:53
0
yorum
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
8 Ocak 2011 Cumartesi
çok mühim hayatsal çıkarımlar 1.
17 yıllık ömrümün eğitim için feda ettiğim 12, ne 12si ya anaokulunu da say 13, yılının ardından geriye dönüp baktığımda çözmüş olduğum bilmemnebela edebi paragraf sorusun bana katmış olacağı hiçbir şey yokmuş gibi bir fikre kapılmıştım ki; şunu anladım:
her sanatçı yazmaya başkalarını taklit ederek, daha da fenası başkalarının yazılarından /ç/alıntılar yaparak başlar ve sonrasında kendi özgün tarzını yaratır.
her sanatçı yazmaya başkalarını taklit ederek, daha da fenası başkalarının yazılarından /ç/alıntılar yaparak başlar ve sonrasında kendi özgün tarzını yaratır.
Gönderen
melaine
zaman:
14:40
0
yorum
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
7 Ocak 2011 Cuma
son derece yorgun, bitkin, halsiz ve de çaresiz olduğum zamanlardan birinde yine otobüse binip kentkart basıp, acaba yine zam gelmiş mi merakıyla kalan bakiyeme bakıp oturacak yer bulabilmeyi umut ederek önce kafamı sonra vücudumu çevirmek suretiyle hamle yapmıştım ki o da ne !? maygat, ben hayatımda böyle güzel yeşil gözler görmedim. ben diyeyim petrol yeşili, sen de çimen yeşili. tutturamadın mı, deniz yeşili olsun. oha oha oha dedim, içimden tabi.
aslında evlenmeyip kariyer peşinde koşuyormuşum ayağına yurtdışında gezilmedik tarihi mekan bırakmama planlarım var. ama zengin, esmer, yeşil gözlü, yakışıklı bi de benden 3-4 yaş büyük birini bulursam ayrı. bak zeki olsun demiyorum. sadık olmasına da gerek yok. adı miguel olsun ama. taparım.
hayatta TEK İSTEDİĞİM şey, sadece İTÜ MİMARLIK kazanmak. lütfen ya. lütfen. bu ülkenin bana ihtiyacı var.
aslında evlenmeyip kariyer peşinde koşuyormuşum ayağına yurtdışında gezilmedik tarihi mekan bırakmama planlarım var. ama zengin, esmer, yeşil gözlü, yakışıklı bi de benden 3-4 yaş büyük birini bulursam ayrı. bak zeki olsun demiyorum. sadık olmasına da gerek yok. adı miguel olsun ama. taparım.
hayatta TEK İSTEDİĞİM şey, sadece İTÜ MİMARLIK kazanmak. lütfen ya. lütfen. bu ülkenin bana ihtiyacı var.
Gönderen
melaine
zaman:
10:44
0
yorum
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
26 Aralık 2010 Pazar
havalar da süper gidiyor oh ne güzel. sınava az kaldı, ygs kolay diyorlar ama BEN YGS YAPAMIYOM anasını satıyim. lys de bazen güzel geçiyor, bazen geçmek bilmiyor. geçen sınavda kimyadan 14 yanlışım varmış şimdi 1 yanlışım var sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. çok endişeliyim şu aralar. itü mimarlık istiyorum keşke bir bilene danışabilsem. mimarsinan da olur yıldız teknik de olur ama kendimi hiç yıldız teknikli biri olarak düşünmedim, orayı da araştırmadım.
en korktuğum şey de yanlışlıkla ilk 5000e girip tıp yazmak zorunda bırakılmak. işşallah 7000küsürüncü olurum. ben tıp iştemiyorum bunu da kşmse anlamıyor. yanı zaten kazanabileceğime dair bir umut yok içimde ama 350 puan alan insan bile ben tıp istiyorum diyebiliyor ya o garibime gidiyor. neyse mimarlık istemeyen hiç kimse rakibim değildir, korkmasınlar. rakibim olsalardı her türlü kötü enerjilerden yollardım dicem de enerji olaylarını geliştirmem lazım. ben inanırım öyle şeylere.
en korktuğum şey de yanlışlıkla ilk 5000e girip tıp yazmak zorunda bırakılmak. işşallah 7000küsürüncü olurum. ben tıp iştemiyorum bunu da kşmse anlamıyor. yanı zaten kazanabileceğime dair bir umut yok içimde ama 350 puan alan insan bile ben tıp istiyorum diyebiliyor ya o garibime gidiyor. neyse mimarlık istemeyen hiç kimse rakibim değildir, korkmasınlar. rakibim olsalardı her türlü kötü enerjilerden yollardım dicem de enerji olaylarını geliştirmem lazım. ben inanırım öyle şeylere.
Gönderen
melaine
zaman:
10:02
0
yorum
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
12 Aralık 2010 Pazar
biri var,
bazen hiç durmadan nefes almadan onu izliyorum
izle izle doyamıyorum
bazı insanlar çok güzel ya da bana öyle geliyor
keşke hala cadıcılık falcılık büyücülük olsa.
üniversitede okutulsa çok çalışır kazanırdım.
sonra uzaktan bakmak zorunda kalmazdım.
hayat çok acımasız, hepimiz farkındayız.
ama en çok da ben.
bazen hiç durmadan nefes almadan onu izliyorum
izle izle doyamıyorum
bazı insanlar çok güzel ya da bana öyle geliyor
keşke hala cadıcılık falcılık büyücülük olsa.
üniversitede okutulsa çok çalışır kazanırdım.
sonra uzaktan bakmak zorunda kalmazdım.
hayat çok acımasız, hepimiz farkındayız.
ama en çok da ben.
Gönderen
melaine
zaman:
12:34
0
yorum
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
